26 Şubat 2012 Pazar

İki çocuk arası

Leyla Erbil bitmek üzere

Wristcutters izlendi

sherlock'a başlangıç yaptık. (zeze önerisi)

Çiçeklere toprak aldım. balkon düzenlenecek. Biraz güneş görünce gözümü balkona dikiyorum.

Bahçeli ev hayaline devam...

23 Şubat 2012 Perşembe


televizyonun fişi 5 gündür çekili olunca, yaratıcılık tavan yaptı. en son alet kutusundaki mıknatıslı tabak ve vidalardan bu heykelimsi, roketimsi acayip şey ortaya çıktı.

20 Şubat 2012 Pazartesi

Ada'nın bugünlerdeki en sevdiği oyun süper kahraman mater. Ben hem şirin oluyorum, hem Gargamel (Rolleri o dağıtıyor). Bir şirini kaçırıp sonra da Mater kurtar diye bağırıyorum. O da eski çamaşır sepetinden çıkıp Şirin' i Gargamel'den kurtarıyor ve şİrin köyüne fırlatıyor. Sonra da tekrar çamaşır sepetine.
Bir de futbol maçlarımız var ki. Bugün anakucağından feryat figan bağıran denizkızımı da kucağıma alıp öyle devam ettim maça. Çok hoşuna gitti bebitomun. Kucağımda kahkahalar attı.

Bu arada ne bel kaldı ne boyun.

18 Şubat 2012 Cumartesi

12 Şubat 2012 Pazar

bugünlerde
Leyla Erbil okuyup, Ceylan Ertem dinliyorum.

2 küçük çocukla bu soğuklarda en fazla alışveriş merkezine çıkıp, hamburger menülere dadanmış orta sınıfa acıdım.

şöyle de bir tez geliştirdim kendimce buralara gelmemek için ya çok varlıklı ya da beş parasız olacaksın.

Bizi yaz mevsimi paklar ancak. Parklar, bahçeler...

10 Şubat 2012 Cuma

kaçan sergiler ve ben

Yaklaşık 3 sene önce Sabancı Müzesinde Dali sergisi vardı. Tırtılım 4 aylıktı sanırım. Kıştı. Uzatılmasına rağmen o sergiye gidememiştim. Ne tesadüftür ki yine Dali sergisi, yine kış ve benim yine 4 aylık bir bebeğim var.

Gelmeyin üstüme leeeeeeeeeeeen.

Neyse ki Van gogh segisi 15 Mayıs'a kadar sürecek. Ve de Denizkızım, Tırtıl kadar huysuz değil.

31 Ocak 2012 Salı

öyle güzel bir kitap okudum ki ismi "Sinek Isırıklarının Müellifi"

İnsanın kız kardeşlerinin olması ne güzel bişey.

27 Ocak 2012 Cuma

gece uyumamak için: çis, su, vs, çiş, su, vs...
artık pes diyorum ve öğle uykusunu kaldırıyorum.

26 Ocak 2012 Perşembe

veletlerin ikisinin de aynı saatte uyuması harika bişey.
yeni keşif: you tube dönüştürücü daha da harika.
ve şu şiiri "endülüsdelisi" nden çaldım. o da harika
Çocuk, çocukken
kollarını sallayarak yürürdü
Derenin ırmak olmasını isterdi...
Irmağın da sel...
ve şu birikintinin de deniz olmasını
Çocuk çocukken...
çocuk olduğunu bilmezdi
Her şey yaşam doluydu
Ve tüm yaşam birdi
Çocuk çocukken...
hiçbir şey hakkında fikri yoktu
Alışkanlıkları yoktu
Bağdaş kurup otururdu
Sonra koşmaya başlardı
Saçının bir tutamı hiç yatmazdı
ve fotoğraf çektirirken poz vermezdi...


peter handke

şiir seyrettiğim Wim Venders filminde geçiyormuş. Hatırlayamadım.

22 Ocak 2012 Pazar

Orhan Pamuk'un "İstanbul" kitabının sonlarındayım. Vapur kelimesinin Frenkçe su buharı'ndan geldiğini öğrendim.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails