28 Temmuz 2009 Salı

karman çorman salı pazarı

çabuk çabukyazıyorum, sevgili bloğum. bamyalarım yanabilir. bugün ilk defa Tırtıl'la pazara gittik. hem de salı pazarı. tabi ki tek değil. henüz buna cesaretim yok. gidişimiz otobüsle ve keyifli dönüşümüz felaket ve taksiyle. böyle bir huysuzluk görülmedi.

ayrıca her üst geçitlerden pusetle geçişimde yerel yönetimlere küfredip, engellileri de ancak anne olduğumda düşünmeye başladığım için kendime kızıyorum.

pazardan aldığım bamyaları kavurup kış için buzluğa koymak düşüncesi niye beni bu kadar mutlu etti onu da anlamadım. haddinden fazla anaç oldum.

serkan'a da çok güzel bir tşört aldım. tşörtün üzerindeki adam resmini ayıp bişeye benzetir gibi oldum. değildir dedim. öyle olmasını istedim. tşört hem çok ucuz hem rengi de çok güzel. sonra anneme de gösterdim. onun üstündeki resim ne dedi. ne dedim. adam değil mi? dedim. hee yaptı. ayıp bişeye benziyor sanki dedim. benzemiyor değil mi dedim. yok dedi. sonra birbirimize baktık. Serkan bu yazıyo okuduktan sonra adam da olsa giymez o tşörtü.

19 Temmuz 2009 Pazar

mutluluk

hep tüketmemek lazım arada da üretmek lazım.
en çok da üretmek mutlu eder.




Deniz ve orman. Hele de bir aradaysa işte bir de bu.

Birileri de mutlu edebilir.

11 Temmuz 2009 Cumartesi


Kolyeler yaptım renkli renkli. Küpeler yaptım. Dükkana gönderdim. Renkli renkli bloglar keşfediyorum. Hayran hayran bakıyorum. Sadece bakmıyorum aslında. Arada kopya çekmek denmez de ilham alıyorum olardan.
Zaman yetmiyor hiçbirşeye. Herşey yarım. Bazen yemek bile olmuyor evde. Sonrada diyorum ki iki ya da üç tane çocukları olan insanlar nasıl yetiyor herşeye.
Uykular yarım, çaylar yarım. Ev hiç bir zaman tam temiz değil.
İşte böyle böyle geçiyor günler.

5 Temmuz 2009 Pazar

Dükkan daha çok yeni olduğu için işler fazla iyi değil. İnsanlar da tatilde. Bu dönemlerde böyle olur zaten. Bu aralar fazla fazla yemek yapıyorum. Dükkana da gönderiyorum. Dershaneler açılınca tırtılla ayrılık vaktimiz gelecek. Babamızın tatili bitecek ve dükkanla ben ilgilenmek zorunda kalıcam. Bu ayrılık çok zor olacak ama. Hala hazır hissetmiyorum kendimi.
"neyse ki bütün insanlar aynı şeyin peşinde değiliz" dedi şehrin şifrelerindeki mimar kadın.
"neyse ki" dedim ben de.

30 Haziran 2009 Salı


Üçer beşer katlı kitabevlerini sevemedim bir türlü. Dün Bahariye Cd. üzerinde bir kitabevine girdik. Bütün kitaplarda %50 indirim vardı. Kitaplar da epey bir azalmıştı. İçerdeki genç adam sahibiymiş. Kapatıyor musunuz diye sordum. Yer değişikliği dedi. Belli ki durumlar pek iyi değildi. Üzüldüm.

Ben Kadıköy'de en çok İmge Kitabevini severim. Çok göz önünde değildir. Ankara'da öğrencilik günlerinde de orayı severdim. Ankara'da iki tane İmge vardı. Büyük olanının bahçeye açılan bir arka kapısı vardı. Bu bol ağaçlı, kedili bahçede oturmak pek keyifliydi. Yani ben bu D&R ları, Starbuksları ( aynu mantık)pek sevemiyorum. Her yere bir sürü aynılarından yayılıp bütün milleti başlarına topluyorlar. Bu küçük yerlerde yok olmak zorunda kalıyor.

29 Haziran 2009 Pazartesi


Eee Sezyum Kaan gez bakalım bisikletinle Moda sokaklarında. Biz de seni böyle yakalarız.

24 Haziran 2009 Çarşamba

Tırtıl ve Enginar


Tırtıla bir haller oldu. Artık büyümüş de bizim yemeklerden yemek istiyor. Ben de bir süredir onu kırmıyorum. Bu durum bizim daha sağlıklı beslenmemize yaradı. Çocuklar yaşam kalitemizi artırıyor sanırım. Tuzu epey bir azalttım yemeklerde. Bütün yemeklerde de sızma zeytinyağı kullanmaya başladım.
Enginar alınır da Tırtıl'a alınmaz mı. Üç tane enginar aldım. Bundan sonra da üç alınacak sanırım. Şöyle de güzel bir zeytinyağlı enginar tarifi buldum. Oh. Babamız enginarı sevmiyor diyor şimdiye kadar yaptığım bütün enginarları etle, kaşarla kamufle ederek yapıyordum. Ama bu tarif bir harika oldu. O da artık örnek baba olarak yemeli.

Hayallerimizdeki Şirin Dükkan

Küçük şirin dükkanımızı tuttuk sonunda.
Selami Şahin diyesim geliyor hep, Selami Öztürk'ün Sanatçılar Sokağını kapatıp bizi işsiz bırakmasının üzerinden koca bir yıl geçti. Bugün açılacak, yarın açılacak derken yalan mı oldu bilmiyorum artık ama ben umudumu çoktan kesmiştim zaten.
Sonra babamın bir telefonuyla Kadıköy'e gidip, kiralık dükkana baktık. Hayallerimizdeki şirin dükkandı. Hadi bir cesaret dedik.
Yola çıktık.

21 Haziran 2009 Pazar

şehrin şifreleri


Ntv'nin yaz programlarını seviyorum. Ama bu yaz en çok da "Şehrini şifreleri"ni sevdim. Levent Erden müthiş bir adam. Sade Vatandaş'da izliyordum. Bence çok çok program yapsın.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails