30 Mayıs 2012 Çarşamba

her gün anneler günü

dün babasıyla parktan dönen tırtılcık bana parktan yamuk yumuk bir taş getirmiş. önce gözlerimi kapattırdı. sonra da "anneler günün kutlu olsun annecim" dedi. oğulcuğum biliyor annesinin taşa toprağa meraklı olduğunu.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

dumanlı bir gün (tübitak kitabı gibi oldu)

eğer ada'da yaşayan biri olsaydım yazın günübirlik gelen insan kalabalığından nefret ederdim. yaşamadığım halde şu anda bile edebilirim. yaz gelse de adaya gitsek derim sonra da o kalabalık (halbuki onların bir parçası olabiliyorum) yaman bir çelişki. dün de böyle bir gündü. memleket meselesiydi aslında. bu bir köy pikniği. yer Belgrad ormanları. geleneksel olarak her yıl düzenlenen, eş durumundan yaralandığım vs... uzaktan kendimin de dahil olduğu kalabalığa baktım. her şey gözüme o kadar çirkin geldi ki, yani acayip bir duygu, mangallardan yükselen korkunç duman, insan kalabalığı ve buna eşlik eden müzik... kafamı kaldırıp bir an yukarı baktığımda tepemde yüksek ağaçlar, çok daha güzeldi. o an kendimi bir ağaç gibi hissettim ve bir an önce defolup gitsin bu kalabalık istedim. ya da tüm bu insansız güzellik bana kalsın.

16 Nisan 2012 Pazartesi

sinir krizinin eşiğinde bir anne (almadovar'a selam)

empati kurun derler ya
empati kadar boktan bişey yok
kitap okumak empati kurmaya yararmış
fazla kitap da okumamak lazım.
keskin sirke nasıl küpüne zararsa
empati de sonuç aynı
kendini başkasının yerine koymak da neymiş be arkadaş

11 Nisan 2012 Çarşamba

her salı işkenceye maruz kalıyor canimen. her salı matematik çalışmak için bize geliyor ve geceyi bizde geçiriyor. ve iş çıkışı oluyor bu. ben Ada'yı yatırmaya çalışıyorum ama o teyzesine son dakika golu hamurlarını çıkarmış yatağın üzerine.
dedim ki ben başkası olsam bana gelip kalmak istemezdim. kaçıp gitmek isterdim bir an önce evime.
bu aralar ayarlarımız bozuldu yine, bakalım ne zaman düzelecek.

3 Nisan 2012 Salı

pazara gidelim...

Tırtılla pazara gidelim şarkısını söylerken konu tavuk ve inek olunca, ben şarkıyı yeriz şeklinde söylerken o sürekli itiraz ediyor. "ama inek yenmez ki, onun sütü içilir" vs.
Bugün konuyu yediği köftelerin ve nohutundaki etlerin kaynağına hafiften getirmeye çalışır gibi oldum ama suratının şeklini görünce konuyu orda kapattım.
hadi bakalım başka sefere. alıştıra alıştıra.

2 Nisan 2012 Pazartesi

saat 15:00 olmuş. ve ben hala bir çizgili pijamayla duruyorum. eşofman bile şık latife durur yanında.

akşam 24:00 de yatan çocuk sabah niye 7'de uyanır ve kardeşini de uyandırır. o kadar sinirleniyorum ki acaba ilerde yaptıklarını ona anlatırken gülebilecekmiyim merak ediyorum.

bu aralar kıskançlık hat safhada. kardeşini emzirmemem için gece gündüz çalışıyorsun be tırtılcık. sana tırtıl değil de danacık demek istiyorum artık.

23 Mart 2012 Cuma

bir günümü bilgisayarla geçirmek istiyorum. bi rahat yok şu veletlerden. hele de tırtıl. möbillerine bakacakmış yahu. möbil ne ola ki demeyin. mailleri tabi ki.

11 Mart 2012 Pazar

ev hali


şu kahveleri içmişiz de bir 24 saat orda kalmış haberim olmamış. fotoğraf ertesi gün çekildi. öyle bir ev hali işte.

7 Mart 2012 Çarşamba

Sevgili tırtılımı koskoca 2 sene emzirdim iyi ettim kötü mü ettim bilemedim. Aradan koskoca 1,5 yıl geçti hala unutamadı.
Denizi emzirmem gerektiğinde de genelde şöyle bir muhabbete giriyor. "boşver anne emzirmene gerek yok. Ben ona şarkı söylerim."

6 Mart 2012 Salı

bugün denizkızım 5. ayını bitirdi. bu kez zaman hızlı aktı. Yani 2. bebek sendromu. Herşey biraz daha kolay gibi.
ama şu kış yok mu. evi zindana çeviriyor. artık şöyle bir teori geliştirdim. eskiden bunu hayvanlar için söylerdim. şimdi ise şöyle diyorum. çocuk yapacaksan kardeşim bahçeli bir evin olacak.
şu anda evi mis gibi irmik helvası kokusu sardı. demlenmesini bekliyorum. hazır çocuklar uyuyorken en keyifli zaman benim için.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails